Macun Mah. Anadolu Blv. No:27/31 Gimathan Plaza, Yenimahalle/AnkaraGimathan Plaza, Yenimahalle Telefon: 0542 242 84 58WhatsApp

Şirketteki Sermaye Payını Devreden Ortağın Sorumluluğu: 6183 Sayılı Kanun m.35

Limited şirket ortağı, payını devrettikten sonra şirket adına re’sen tarh edilen bir vergi borcundan sorumlu tutulabilir mi? Bu yazıda 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi, yargı kararlarındaki iki farklı yaklaşım ve “doğduğu zaman” kavramının tahakkukla ilişkisi ele alınıyor.

Yazar Yayın Güncelleme Okuma 3 dk

Şirketteki Sermaye Payını Devreden Ortağın Sorumluluğu: 6183 Sayılı Kanun m.35

Bu yazıda

Limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarından sermaye payları oranında doğrudan sorumludur (6183 sayılı Kanun m.35/1). Payını devreden ortak ile devralan kişi, devir öncesine ait amme alacaklarından müteselsilen sorumludur (m.35/2). Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken zamanlarda pay sahipleri farklı kişilerse, bu kişiler de alacaktan müteselsilen sorumlu tutulur (m.35/3).

Sorumluluğun niteliği

Ortakların sorumluluğu ikincildir: Ortaklara ancak alacak şirketten tahsil edilemediğinde veya tahsil edilemeyeceği anlaşıldığında başvurulabilir. Bunun için 6183 sayılı Kanun’daki cebri tahsil yollarının denenmiş olması gerekir.

Maddede pay sahibi olmaktan başka bir şart aranmadığından ortağın sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Ortak şirket yönetiminde irade kullanmadığından bir kusur değerlendirmesi de yapılamaz.

“Devir öncesine ait amme alacakları” ne demektir?

Beyana dayalı olarak devirden önce tahakkuk etmiş borçlardan eski ortağın sorumlu olduğu açıktır. Ancak devirden sonra verilen bir düzeltme beyannamesiyle ya da idarenin re’sen tarhiyatıyla ortaya çıkan borçlarda sorumluluğun kime ait olduğu belirsizdir.

Bir örnekle açıklayalım: A, 2016 yılında şirketteki paylarını devretmiştir. 2021 yılında, defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle KDV indirimleri reddedilerek şirket adına re’sen tarhiyat yapılmıştır. Bu borç A’dan istenebilir mi?

Yargı kararlarındaki iki yaklaşım

Birinci yaklaşıma göre borcun ait olduğu dönemde ortak olunması yeterlidir. Sorumluluk kusursuz olduğundan ortak, ortaklıktan ayrıldığı tarihe kadar olan dönem için payı oranında sorumludur (Danıştay 9. Dairesi, 6.4.2021 tarihli, E.2021/239, K.2021/2572 sayılı karar). Bu görüş Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından da benimsenmiştir (VDDK, 18.9.2019 tarihli, E.2019/212, K.2019/588 sayılı karar). Bu kararlar kanuna uygundur; ancak kanaatimce hukuka, vicdana ve hakkaniyete uygun değildir.

İkinci yaklaşıma göre ortak, ayrıldıktan sonra şirket yönetimi, defter ve belgelerin ibrazı ve denetim konularında hiçbir yetkiye sahip olmadığından bu dönemle ilgili olarak mali sorumluluk taşımaz (Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi, 2.10.2020 tarihli, E.2020/512, K.2020/964 sayılı karar). Eski ortak lehine verilen bu yöndeki kararların birçoğu açık bir kanuni dayanak göstermemekle birlikte hukuka ve hakkaniyete uygundur.

Kanuni dayanak: “doğduğu zaman” ve tahakkuk

Kusursuz sorumluluk kanunla öngörüldüğünden, ikinci yaklaşımın ancak açık bir kanuni dayanak gösterilerek uygulanması gerekir. Bunun yolu, maddedeki amme alacağının “doğduğu zaman” kavramını tahakkuk zamanı olarak anlamaktır.

Amme alacağı hukuken tahakkukla doğar. VUK m.22’ye göre tahakkuk, tarh edilip tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir; bu aşama dava açma süresinin geçmesiyle veya açılan davanın reddiyle gerçekleşir. Ortak olmadığı dönemde tahakkuk etmemiş bir borçtan sorumlu tutulmak hukuka aykırıdır.

Şirkette kanuni bir görevi olmayan, tek başına karar alamayan, defter ve belgelere sahip olmayan ve tarhiyata esas bilgilere ulaşması güç veya imkânsız olan bir ortağın devirden sonraki borçlardan sorumlu tutulması vicdanen de kabul edilemez. Bu görüşe göre örnekteki A, borç onun ortaklığı döneminde tahakkuk etmediği ve bu dönemde amme alacağı doğmadığı için sorumlu değildir.

Bölge idare mahkemesinin yaklaşımı

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesi de bu yönde karar vermiştir. Kararda, m.35/2’deki “devir öncesine ait amme alacakları”nın, devirden önce şirket adına tahakkuk etmiş, vadesinde ödenmemiş ve 6183 sayılı Kanun’a göre takip edilebilir amme alacağı niteliğini kazanmış alacaklar olduğu kabul edilmiştir. Buna göre ortağın sorumlu tutulabilmesi için yalnızca ortak sıfatı yeterli değildir; borcun ilgili dönemde tahakkuk etmiş olması, amme alacağı niteliğini kazanması ve şirketten tahsil edilememiş olması gerekir (Ankara BİM 3. VDD, 30.12.2020 tarihli, E.2020/521, K.2020/1099 sayılı karar).

Kanuni temsilcilerin sorumluluğu ve ödeme emrine karşı dava için Kanuni Temsilcinin Vergi Sorumluluğu ve Ödeme Emri sayfasına bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay için hukuki görüş yerine geçmez.

Bu yazı ilk olarak 10 Nisan 2022 tarihinde yayımlanmıştır ve o tarihteki mevzuata dayanır. Yeni sitede yalnızca biçim ve dil yönünden gözden geçirilmiştir.

Görüşme ve iletişim

Her gün telefonla ulaşılabilir; ofis görüşmeleri randevu ile yapılır. Randevu için randevu hattını arayabilir ya da WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz.

Randevu hattı: 0533 016 83 58. Adres: Macun Mah. Anadolu Blv. No:27/31 Gimathan Plaza, 06374 Yenimahalle/Ankara. İletişim sayfası